30 Mayıs 2010 Pazar

ÇARŞI KANSİZLIGA KARŞI



Üniversiteli Beşiktaşlılar olarak bu organizasyondaki yerimizi alacağız.

Can vermek için; Damarlarımızdaki asil kanı veriyoruz.

Unibjk

Mustafa Kemal Üniversitesi

19 Nisan 2010 Pazartesi

Teşekkürler MKÜ








UNIBJK Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında Mustafa Kemal Üniversitesi ziraat fakültesi merkez kantinde satışı gerçekleştirilen LÖSEV Vakfı ürünlerinden 1.230 TL gelir elde edilmiştir. Satışlardan elde edilen gelir LÖSEV Vakfı hesabına yatırılmış olup,dekontu gerekli yerlere faxla iletilmiştir.

Maddi-manevi destek olan ;

çArşı HATAY Grubuna

Eren Raif MARAŞLIOĞLU'na

Türker ÖZKAYA'ya

Makara Cafenin sahibi Ahmet BAKTIAYA'ya

ve tüm arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.

5 Nisan 2010 Pazartesi

MKUNIBJK-UNIBJK & LÖSEV SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ


"Bir hayat düşünün… Beyaz önlüklü, boynunda stetoskop takmış bir kişinin dudakları arasında yıkılıyor… Düşünün bu iki dudak arasında yıkılan hayat sizin gözbebeğiniz… Kardeşten öte saydığınız arkadaşınız… O kişinin bunu sizden sakladığını düşünün, sırf siz üzülmeyin diye… Sırf sizin gözyaşlarınız dökülmesin diye belki de yıkılmanın eşiğine gelmiş hayatını size anlatmadığını düşünün… Hayatın bir anda nasıl ne kadarda anlamsızlaşabileceğini ve aynı anda bir o kadar da anlamlı hale gelebileceğini düşünün… Gözbebeğinizin gözlerinizin önünde eridiğini, o güzelim saçlarının döküldüğünü, hayata artık daha az gülümseyebildiğini sadece birkaç saniye aklınıza getirin… O kişi birinin annesi, babası, kardeşi, sevgilisi, arkadaşı ya da çocuğu… Ve düşünün o kişi sizin de yakınınız olabilirdi… Ve artık düşünmeyin harekete geçin… Herkesin maddi veya manevi desteğine ihtiyacı olan bu insanlara yardım elini uzatalım hep birlikte… "

Lösemili çocuklarımızın annelerinin el emeklerinden oluşan ıspanak ürünlerini stantlarımızda satıp,gelirin tamamını LÖSEV vakfına yollayacağız.

Renk ayrımı olmadan hepinizi destek için stantlarımıza bekliyoruz..!


STAND GÜNLERİ : 6-7-8 NİSAN
STAND YERİ : ZİRAAT FAKÜLTESİ MERKEZ KANTİN

3 Mart 2010 Çarşamba

Nice yıllara Beşiktaş'ım




Doğum Günün Kutlu Olsun Canım BEŞİKTAŞIM..

Maneviyatın maddiyattan daha önemli
bir kavram olduğunu
hatırlattığın için..

Siyah-Beyaz'ın
bir yaşam hikayesi
olduğunu gösterdiğin için..

Bu hikayede
bizlere de yer açtığın için..

Kötü günde
tutkuyla nasıl sevileceğini
öğrettiğin için..

Çocukluk hayallerimizi
her daim
cebimizde taşıyabilme fırsatı verdiğin için..

Umut,sevgi,beraberlik,
isyan,tutku,hüzün,
sevinç,aşk;
bunların tümünün
karşılığı olduğun için..

Başımızı önümüze
eğdirmediğin için..

Dünyanın en güzel semtinde
bizleri kucakladığın için..

Beleştepe'de
bizlere hüzünlü bir aşk hikayesini
yaşattığın için..

Halkın Takımı Olduğun İçin...

Gönlüm KAPALI
senden başkasına
diyebildiğimiz için..

Bir umudumuzu
sende taşıdığımız için..

Kanatlarını açıp,
göklere süzülmeni
hayranlıkla izlediğimiz için..

Her Şeyimiz Olduğun İçin...

Kalbimizin en orta yerinde ,
alevler içinde
büyük bir yangın yarattığın için..

Uğrunda can verecek kadar
sevenlerin olduğu için..

SONBARİKATIN adı olduğun için...

Her birimizin
hayat hikayesinde
başrolde oynadığın için..

Her şeyden öte
BEŞİKTAŞ
olduğun için..

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN CANIM
----------BEŞİKTAŞIM----------

18 Şubat 2010 Perşembe

Deplasman yolculuğu

13 şubat sabahı her şey çok güzel başlamıştı. Toplanma zamana yaklaştıkça tatlı bir heyecan başlıyor hafiften besteleri mırıldanıyorsun. Herkes geldikten sonra Haydi Bismillah deyip biniyorsun arabaya. Deplasman yolculuğu başlıyor. Heyecandan olsa gerek bi an bile susmuyorsun besteler havada uçuşuyor, 14 şubata göndermeler yapılıyor ve o güne özel besteler söyleniyor;

Sevgilimle kavga ettim bak geldim yanındayım
Herkes manitasıyla bense deplasmandayım
Elimde yarım şişe bira hayata isyanlardayım
14 Şubatı çıkaranın ................



Antep'e yaklaştıkça heyecan doruk noktasına geliyor.Besteleri daha bir heyecanla söylüyoruz.Stada geldikten sonra diğer üniversitelerden gelen arkadaşlarımızı görünce başka bir sevinç kaplıyor bedenimizi. Muhabbet başlıyoruz; ne zaman cıktınız yola, yolculuk nasıl geçti vs. derken tribüne girip pankart asma telaşı başlıyor. Pankartı astıktan sonra tribündeki yerinimi alıyoruz.

Ve maç başlıyor. Maçın başlamasıyla birlikte tribünde bestelere başlıyor. 10.dk da gelen gol soğuk Antep akşamında içimizi buz tutturuyor ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Bu gol belki takımı canlandırır diyoruz içimizden ama nafile sanki sahadaki Beşiktaşımız değil de başka bir takım. İlk yarı su gibi akıp geçiyor. İkinci yarıya daha bir umutla bakıyoruz, oyuncu değişikleriyle takım eski havasına bürünür buradan galibiyetle döneceğimizin düşünüyoruz. İkinci yarının 10. dakikasında yenilen 2. gol ile umutlarımız suya düşüyor canımız yanıyor. Tribünde sessizlik hakim herkes isyanlarda. Dakikalar eriyor bir gol diyoruz "bir gol". Atabilirsek ikinci golü de atarız diyoruz ama olmuyor maalesef. İşkence gibi bir maç bitiyor.

Haykırıyorsun "Sevinmek için Sevmedik Ulan!" diyorsun.

Diğer üniversitelerden gelen arkadaşlarımızla vedalaştıktan sonra, başka bir deplasmanda görüşmek üzere deyip çıkıyoruz yola.
Eğlenceli başlayan ama sonu hüzünlü biten dönüş yolculuğu başlıyor. Kimsenin ağzını bıçak açmıyor, yorgunluk ve mağlubiyetten kaynaklanan sessizlik...
3 saatlik yol geçmiyor, sanki biri dalga geçercesine yelkovan ile akrebi tutuyor yerinden oynatmıyor.

Camdan dışarıyı seyrediyorsun ama nafile hüzün kaplamış her yerini. Alışık değiliz bu duruma ilk kez bir deplasmandan yenik ayrılıyoruz bünyemiz kaldırmıyor kabullenemiyoruz. Kabullenmediğimizden olsa gerek hayata isyan etmenin doruğundayız.